Oyun oynamak bizi stres, öfke veya hüzün gibi ruh hali değişim ve düşüşlerinde bu duygular yerini kişisel olarak yeterlilik ve baskın gelme duygusuna bırakır. Kimi zaman hayatın akışından, sorumluluklar/sorunlardan kaçınmak, sosyalleşmek, yaratıcılığımızı sergileyebilmek, hayata başka açılardan bakabilmek, el ve göz koordinasyonunu arttırmak, istenilen zamanda istenilen yerde olmak, güvenli alanımızda yalnızca ‘’Kendimiz için’’ davranmak gibi seçeneklere olanak sağlar.
Bunlarla birlikte depresyon gibi vücudun kendisini pasif tuttuğu dönemlerde bile zihni canlı tutarak yenilenmeyi ve bu sürecin atlatılmasında anahtar görevi görebilmektedir. İyileşmeyi sağladığı şu örnekte daha net görülebilir; çocuk psikoterapilerinde olayları nesneleştirerek olay oyun haline getirilir. Bu şekilde çocuk güvende, dolayısıyla mutlu hissederek kötü olayları oyunlaştırma yoluyla mutlu bir şekilde aşabilmektedir.
Birlikte çok fazla aktivitede bulunamayan aile bireyleri (sebebi her ne olursa olsun) oyun içerisinde toplanıp vakit geçirebilirler, bu yolla mutlu ve huzurlu hissetmeleri çok olasıdır. Yaş farkı en az hissedilen yer kart veya masa oyunlarıdır. Hem büyük olan bireyler becerilerini sergiler hem de küçük yaştaki bireyler yeni mekanikler öğrenerek öğrendiklerini kullanabilme yetisini gösterebildiğini fark eder. Bu onları hem mutlu ederken hem de öğrenmeye teşvik edebilir. Bu hissin yaşanmasının altında yatan şey alınan haz ve bu hazzın sonucunda kazanılan ‘’ Yapabilirim’’ bilincinin verdiği mutluluktan ibarettir. Bunun en yakın örneği ise dijital oyunlar içerisinde hissedilen ‘’ Düşmanı yendim’’ veya ‘’ Başarıyla bu bölümü geçtim’’ hissi sayılabilir.
Oyun içi yaratmış olduğumuz karakterler içimizde hissettiğimiz ruhu tam anlamıyla yansıtabildiği için daha benimsenmiş bir oyun deneyimi sağlar. İnsanlar içinde istenilen görünüşe sahip olmak mutlu etmektedir.
Yalnızca görünüşle sınırlı olmamakla birlikte gerçek hayatta ninja, süper kahraman ve benzeri canlılar olunamayacağı ve oyunda bu görünümler sınırsız olabileceği için daha özgür hissedilmesi kaçınılmazdır.