Eskilerden kalma bir şarkı hakkında yazmak istiyorum bugün. Herkesin aşk şarkısı sandığı ama aslında hayvanların çektiği acıyı anlatan bir şarkıdan bahsetmek istiyorum. Veganlığa ve vejetaryanlığa ”…Ya ye bir pirzola derdin tasan kalmaz…” şeklinde yaklaşacak ilkelliğe sahip insanlara şimdiden aydınlanmaları dileğimle. Bahsetmek istediğim şarkı Duman grubundan Öyle Dertli. Birçoğunuz bu şarkıyı biliyor, dinliyor hatta belki çok seviyorsunuzdur. Kim klibini ne kadar izledi bilinmez ama bunun bir aşk şarkısı olmadığı hakkında bilinçlenmenizi isterim. Müziği yaptıkları yer bir soğuk hava deposu ve kesilmiş hayvanlarla dolu. Klipte de bir büyükbaş kesilmekten, kendine insanlar tarafından biçilmiş kaderinden kaçmaya çalışıyor. Kaçımız soframıza gelen şeyin tadına değil de hayatının zaten çok kısayken bizim onları ekosistemden alıkoyduğumuza bakıyor? Gerçekten her şey lezzetten mi ibaret, kendimize bu soruyu hiç soruyor muyuz? Midemizin anlık dolması ve belli bir süre sonra boşalması döngüsü adına bir hayvanın değil sadece bütünüyle bakmak gerekirse bir canlının canını almaya gerçekten değer mi? Bir resim görmüştüm. Köpek, kedi, domuz ve bazı diğer hayvanların sütünü yavruları içerken çizilmişti. İneğin altında ise insanlar vardı. Yavrusu için üretilen ve içinde yüzlerce farklı hormon bulunan bir sıvıyı gerçekten alıyor ve kullanıyor olmamız etik mi? Biraz da türcülükten bahsetmek istiyorum size. Çin köpek tüketir biz can dostumuz yaparız, bizim ülkemiz büyükbaş tüketir Hindistan kutsal görür. Toplumlar kendi inançları doğrultusunda gelişir bizde olduğu gibi. Kendimize şu soruyu sormalıyız, köpek yahut bir kedi yenilmez denirken inek, keçi hatta minicik tavşanlar ve bıldırcınlar dahi neden yenir? Hiçbir zaman hayvansal proteinin insan vücudu için elzem olduğunu yada bizim özümüzde insanlığın atalarından bu yana etçil olduğumuzu reddetmedim. Ama bir şeyler değişmedi mi sizce de… Nasıl zamanla taş devri, cilalı taş devri ve ötesine ilerlediysek tüketim konusunda da bilinçlenmemiz gerekirken biz tuttuk ve canlıların yaşamını keyif haline getirdik. Mangal, rakı balık kültürü, peynir gurmeleri, çeşit çeşit yoğurtlar ve süregelen avcılık sporu. Hep söylerim insan anlamak istediğini anlar. Bizim yaptığımız da bundan farksız. Zaman içerisinde oluşan değişimlerden almamız gereken onca feyz varken ilkelliğe değer verdik insanlık olarak. Hep kolaya kaçmak mı dersiniz yoksa zevk-i sefa mı bilmem ama adına ne dersek diyelim aslında etik olmadığını bildiğimiz bir şeyi sürdürmekteyiz. Hep şunu düşünürüm bizden milyarlarca yıl önce bu dünya hayvanlara tahsis edilmiş gibiydi ve ne oldu…Küresel ısınma mı, atmosferin gittikçe kirlenmesi mi, suların kirlenmesiyle ölen yüzlerce canlı mı yoksa birbirine karşıtlığı yüzünden koca ormanları ve dolayısıyla binlerce canlıyı katleden caniler mi? Hangisi geldi başlarına? Sonra geldik dünyaya, savaşlar, atom bombaları, sobalarda yakılan insanlar, farklı görüşleri yüzünden birbirini öldüren kandaşlar… Hep biz diye bahsettim ama insanlıktan bahsettim. Ben veganım ve dilerdim masum küçük bir tavşan olmayı ırak topraklarda. Dilerdim insanoğlunun neler yaptığına hiç şahit olmamayı. Ve çok pes et deseler de kadınları hatta çocukları bile koruyamadığımız dünyada bırakmayacağım hayvanları, bu dünyanın sağlığını savunmayı. Prangalarınızdan kurtulun yüksek bir yere çıkın ve dünyanın ne halde olduğuna bakın. Gerçekten gerek var mı ?