Gerçekten yaşadığımız yada istediğimiz şeylerin nedenini bilseydik seçer miydik o yolu?Çok düşünüyorum bu sıralar bunu. Sebebi savaşıyor gibi hissetmem. Karşıda düşman yok, ben savaşıyorum, içim nefret dolu. Neye, niye savaştığımı bile bilmezken kanımın her damlasını dökmeye hazır gibi hissediyorum.Ne bu his ? Hırs mı?Haset mi? Yoksa asla kazanamadığım bir savaşın izleri mi geçmişteki…Bir lamba cinim olsaydı üç dileğimin biri kesin geçmişimi silmek olurdu.Bir geçmişimi silmeyi, iki insanların yargılarını geçersizleştirmeyi , üç yemek yemememi normal göstermeyi. Aracın kaza geçmişi var diye değerinin düştüğü bir dünyada yaşıyoruz ve insanlar diğer insanları yaşadıklarına göre yargılamaya çok meyilliler.Hiç bir vasfı olmayan, ağzında sakızı bir ablanın bir insanı damgalamaya meyli tartışılamaz.Bunu okuyan çoğu kişi yaptığım betimlemeden bile anlamıştır.İnsanoğlu, kişi kendinden bilir işi.Kaçınız masum birini yargılamadınız ki? Kendine sorunca bazı soruları acıtıyor, gerçekler acıtır da buradan geliyordur muhakkak.Muhakeme sonucu bilinir ki aklın yolu bir.Sonuncu dileğimin sebebi de çevremin en çok da annemin yemememe karşı çıkması.Dünya böyleyken nasıl iştahım açılabilir ki? Psikolojim mi bozuk, hayır. Tek sebebi karşıdaki insanı suçlaması çok kolay inanın ki.Benim yanlışım hep kendimi suçlamak sanırım.Stres olunca canlı kendini kasar ve bu da organlara sonucunda da vücuda yansır.Bunun adı davranışsal biyoloji. Deniz anasına hafifçe dokunulduğunda tepki verir. Arka arkaya dokunulduğunda ise tepki vermeyi bırakır. Dünyaya adapte olmam gerektiğini varsayıyorum ve ben doğaya uyum sağlamayı seçtim.Çünkü biliyorum ki insanların yolunu seçersem yanlış yola gireceğim.Çünkü biliyorum ki…Doğru emel, yanlış emellerin bile içten içe ilham perisi…
Işıklı yanlış bir yolda yürüyeceğime karanlık olsa bile doğru yolda yürümeyi tercih ederim. Sev yada sevme dünya, ben böyleyim.