Kodes

Durum biraz farklı bende. Ütopyamı oluşturabilmek adına kendi vücudumdan çıkmam gerek. Bu bedenin içinde olmak benim için hapishane gibi. Orada doğmak ve senelerce başkasının işlediği suçu çekmek. Benim varoluşum, böyle hissedişim, kimin suçu? Tanrının mı, insanların mı, doğanın mı? Hiçbirine inancım yok… Demek istediğim umudumun olmayışıydı. Umutsuzluk ölüp, “Yeter artık cehenneme de gidecek olsam şu araftan çıkmak istiyorum.” durumudur. Açıklanmaz, yönlendirilmez ve yönetilmez. Kafamın içindeki düşünceler çizgifilmlerdeki gibi balondan olsalardı, çoğunu patlatırdım. Fark ettim ki kazandığımız şeylere sevinmemiz boş geldiği gibi geri dönüyor hepsi. Gerçekten tüm ömrümü para kazanıp bir şeyler sahibi olayım diye bitirirken, bittiğinde hiçbirşeyin olmadan geri dönmek… Kısacası “Bir gün yok olacağız Tanrının adaleti gibi…”

Tanrım ölmemiz mi gerek görmek için merhametini?

Standart

Rayda Gitmeye Çalışan Gemi

Sınanmak adına bir hücreden embriyonik gelişimle insan haline geliyoruz.Peki neye yaradı?Minicik bir bebekten ata da çıktı atayı boğan da.İnsan insanın kurdudur derken Hobbes neye dayanarak söylediğine pek emin değilim lakin şu sıralar baktığımda insanlar birbirinin ömrüne ömür katacağım diye söz verdiklerinde bile ortaya bambaşka şeyler çıkıyor.Hayat şartları zor ve bu da insan türünü sabır yoksunu, yorgun ve tolerans gösterme şansını en aza indirgeyen hale sürüklüyor.Misal sekiz saat deli gibi çalışan bir anneyi ele alalım, eve geldiğinde küçük çocuğuyla oynama şansı pek olduğu söylenemez çünkü sabrını yitirmiş oluyor.Üzülüyorum, gerçekten üzülüyorum.Şiddet, insanların birbirine kaba davranışı ve daha bir sürü problem, karşılıklı yapılan hareketlerin tolere edilmemesinden kaynaklı olduğu kanısındayım.Hata olsun olmasın.İnsan her şeyin ölçütüyse bana göre hata olan şey arkadaşıma göre olamayabiliyor misal.İnsanları çözümlemek labirent gibi.Tek yaptığın göz açıp kapamakken bile uzaktan bakıp neler olduğunu anlayabiliyorsun.Tek kelime etmeden şehrin sesini dinlemek mesela karşındaki insanı bir süre dinlemek yada.Gerçekten sahip olduklarımızın farkında mıyız?Sevdiklerimizi kaybetmeden önce bir saniye sonra ölebilecekleri aklımızın ucundan geçmediği için midir bu kalp kırmaları?Pinhani’nin (Söz yazarı : Sinan Kaynakçı) çok sevdiğim bir sözüyle sonlandırıyorum…

”Yitirmeden anlamaz insan…”

Standart